Kapitalizm ve kriz üzerine

Son on yılı aşkın süredir, yani 2008 krizinden bu yana, daha önce de sık sık üzerine konuşulan “ekonomik kriz”, artık sürekli konuşulan...

Din, milliyetçilik ve pragmatizm

İzninizle biz “pragmatizm” sözcüğünü tercih edeceğiz. “Popülizm”, evet günlük hayatımızda, birçok şeyi anlatmaktadır. Ama konu sınıf savaşımı ve bu savaşım içinde burjuva...

S-400’ler “bardakta durduğu gibi durur” mu?

Erdoğan ne kadar kızarsa kızsın, “milli içeceğimiz” hâlâ rakıdır. Üstelik en çok içilen yerlerden biri de Konya’dır. Konya’yı hor görmüyorum, sadece bir bilgiyi paylaşıyorum....

Kadınların başkaldırı tarihi veya “önce kadınları vurun!”¹

“Yalnızca itaat edenler, yollarını kendi başlarına arayanlardan daha sık yanılır.”² İkinci kuşak feminizmin tarihine dair standart (feminist) anlatı...

İfade özgürlüğü vazgeçilemez, öncelikli değerdir

“Quot homines, tot sententiae.”1

“Cumhurbaşkanlığı sistemi” veya bu kadar yetkiyi babanıza verir miydiniz?

“İnsanın kaderi insandır. Adalet sizsiniz.”[1]  

Erdoğan’ın Putin’den özrü krizi çözer mi?

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu politik kriz, tahmin edilenin çok ötesinde sarsıcı etkiler yapacak düzeye gelmiş bulunuyor. AKP iktidarı, bölgesel krizin en karmaşık ve başarısız dönemini yaşıyor. Bölgesel ilişkilerde bütünüyle kaybeden Erdoğan merkezli AKP iktidarı, geçmişte tavizsiz bir şekilde sürdürdüğü Ortadoğu politikasında bir ‘U’ dönüşü yapmak zorunda kaldı. Bunun ilk adımını da Erdoğan’ın Putin’e ‘özür’ mektubu göndermesi oldu.

Parlamentoda özgürlük mücadelesine karşı darbe

Türkiye’de son birkaç haftadır ciddi politik gelişmeler yaşanıyor. AKP içerisinde Davutoğlu’na yönelik gerçekleştirilen darbeden sonra, AKP’nin önderliğinde MHP ve CHP’nin aktif desteğiyle parlamentoda ikinci bir darbe gerçekleştirildi. Bu iki yönelim birlikte ele alındığında Türkiye’nin nereye doğru gittiğine dair çok daha somut bir fikir edinebiliriz. 

SURİYE’NİN GÜÇ SAVAŞINDA CENEVRE-3 ETKİLİ OLABİLİR Mİ?

Suriye’nin yeniden yapılandırılması bölgesel ilişkilerin seyri konusunda bize somut bir fikir veriyor. Suriye’nin politik istikrarına paralel olarak Körfez bölgesi merkez olmak üzere diğer alanların dizayını için yeni projelerin devreye konulacağı ve belki de haritaların yeniden çizilmesinin ilk adımı atılmış olacak. Bu nedenle hem uluslararası güçler hem de bölgesel güçler uzun vadeli çıkarları için Suriye’nin dizaynında aktif yer almak istiyorlar. Bu bakımdan Suriye’nin toplumsal dinamiklerine dayanarak bir istikrar sağlamaktan çok, dış müdahalelerle belli bir denge oluşturulmaya çalışılıyor.

“Tek millet”, “çok ümmet” ve cennet!

Üç kavram var burada: Millet, ümmet ve cennet. Cennet, biliniyor, öteki dünya inancının bir parçasıdır. Öteki dünya, zahirî olan bu dünyanın ötesinde,...

23 Haziran sonrası; belediyecilik üzerine

Yerel seçimlerin hak ve hukuk ile bir bağının olmadığını biliyoruz. Sadece İstanbul seçimleri üzerinde yürüyen tartışmalar, vermeyiz naraları vb. nedeni ile değil....

Dinin azgınca kullanılması ve Saray Rejimi | “Mazluma dini sorulmaz”

Din, her zaman, egemenler tarafından, yönetmeyi kolaylaştırmak için, ideolojik bir aygıt ya da ideolojik aygıtlardan birisi olarak kullanılmıştır. Din, egemen sınıfın toplum...

Mücadele zeminini değiştirmek!

Sosyal eşitsizlik ve sömürüye dayalı bir egemenlik sistemi, sadece kaba kuvvete, çıplak şiddete dayanarak varlığını sürdüremez, kendini yeniden üretemez. Zira, şiddetin ve çatışmanın kural olduğu, süreklilik arz ettiği bir sosyal ortam, bizzat egemenlik sisteminin de ‘istikrarsızlığı’ anlamına gelecektir.

Filistin: 70 yıllık insanlık utancı…

Bu dünyada yaşayan ‘ortalama insan’ Filistin’e dair gerçeği bilmez. Her şey ‘bilmemesi’ için kurgulanmıştır çünkü...

Referandumun AKPcesi…

Referandum, yürütme organı (iktidar) tarafından teklif edilen bir kanun veya düzenlemenin yurttaşların tamamının oyuna sunulmasıdır. Referandumun en çok başvurulduğu ülke İsviçre’dir. Orada belirli sayıda yurttaşın talebi üzerine de referandumlar yapılıyor. Fakat herhangi bir örgüt, bir sendika, bir şirket, vb. de üyelerine bir sorunu oylatma yoluna gidebilir. Oylama evet-hayır veya onaylama-reddetme şeklinde tezahür ediyor. Yüzde elli den bir fazla oy alan taraf kazanıyor ve diğer taraf sonucu kabulleniyor...

Çocuk gelinler sorununda dinin ikili rolü

Çocuk gelinler sorunu özellikle Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Hindistan’da büyük bir toplumsal, sorundur. Bu sorunun çözümüne yönelik liberaller, feministler, sosyal demokratlar, bazı ulusal hareketler ve sosyalistlerin yoğun çabaları olduysa da, sorun caydırıcı bir biçimde ve yaygınlıkta varlığını sürdürmektedir. Bu soruna yönelik çok sayıda yasal yaptırımlar ve BM nezdinde sayısız girişimler gerçekleştirildiği halde köklü bir çözüm sağlandığı söylenemez.

Koç’lar, İnce’ler ve böğürtlenlerin dikeni

“Körün biri, önüne getirilen her hayvana elini sürer, ne olduğunu hemen söylermiş. Bir gün bir kurt eniği getirmişler; kör ellemiş, ötesini berisini yoklamış, bir türlü anlayamamış. ‘Kurt eniği mi, tilki eniği mi, yoksa onlara benzer başka bir hayvanın eniği mi, anlayamadım; bildiğim bir şey varsa o da bu hayvan, koyun sürüsüne salınacak hayvanlardan değil’ demiş.”

Komünist Parti, yeni başkanı kararlılıkla destekleyecek

Arkadaşlarım ve yoldaşlarım, Her şeyden önce, ABD tarafından örgütlenen, finanse edilen ve uygulanan açgözlü işgale karşı Yoldaş Jefe Fidel Castro’nin komutası altında Playa Girón’da kazanılmış zaferin 57. yıl dönümünde, bugün gerçekleşen Ulusal Halkın Gücü Meclisi’nin 9. Dönemi Anayasa Oturumunun bu duygulu kapanış konuşmasını yapmak üzere görevlendirilmekten duyduğum minneti ifade etmek isterim.

Sendika mafyası, çürüme; silkeleme zamanıdır

Ergün Atalay, kendisi Türk-İş’in başına çöreklenmiş, devlet ve Saray destekli sendika mafyasının önde gelenlerindendir. İşte bu Ergün Atalay, mikrofonların açık olduğunu unutmuş...

Suriye savaşı; sona doğru mu, büyümeye doğru mu?

Suriye savaşı, aslında Soğuk Savaş sonrası dünya döneminin önemli dönemeçlerinden biridir. Anlaşılır olması için, SSCB’nin çözülmesi, “Soğuk Savaş” olarak adlandırılan II. Dünya...

Ekonomik kriz üzerine ya da işçilerin sabır taşı

Bugünlerde, yani şu son bir ayda, ekonomik kriz üzerine “beklenenden” az konuşuluyor. Hatta, seçimlerin uzatılmış olan İstanbul etabı ikinci defa sonuçlanınca ve...

Mayıs kızıllığında ‘71 kopuşu ve Kaypakkaya¹

“Şelaleye Düşmüştür Zeytinin dalı; Celaliyim Celalisin Celali.”² Mayıs ayı, devrimci hareket tarihimizin kızıl şafağıdır. Ona dair ne söylesek,...

Recep Tayyip Erdoğan: Zincirinden boşanmış terörist*

Giriş: 10 Ekim 2015’te Ankara’da gerçekleşen ve 127 sendikacı, barış aktivisti, Kürt savunucu ve ilericilerinin ölümüyle sonuçlanan bombalı terör saldırısı, ya Recep Tayyip Erdoğan rejimine ya da IŞİD’de mal edildi.